Taberi:
Asıl adı Mehmed’dir. İlk Büyük İslam tarihçisi olan Taberi eserini yazmadan evvel bir kaynaktan istifade etmiştir. Ayrıca doğruluğuna kanaat getirdiği rivayetleri de almıştır. Eserinin adı Peygamberler ve Hükümdarlardır. Verdiği bilgilerin doğruluğu sebebi ile kendinden sonraki bir çok tarihçi tarafından eseri kaynak olmuştur. Arapça olan eseri 1879–1901 yıllarında basılmıştır. Eserin en kıymetli yayını budur.
Eserde verilen bilgilerin önemliliği sebebi ile Taberi’den sonra bir çok tarihçi esere zeyl ler yapmıştır. Böylece eser 11. yüzyıla kadar gelmiştir.963 yılında eser Tercüme-i Taberi adı ile Farça’ya çevrilmiştir. Eserin Halifeler bölümü de İngilizceye tercüme edilmiştir. Gedik Ahmet paşa zamanında Türkçeye tercüme edilen eser Osmanlılar zamanında bir çok defa yayınlanmıştır. Eser Latin harfleri ile günümüzde 3 cilt halinde MEB tarafından nerş edilmşitir.
Asıl adı Mehmed’dir. İlk Büyük İslam tarihçisi olan Taberi eserini yazmadan evvel bir kaynaktan istifade etmiştir. Ayrıca doğruluğuna kanaat getirdiği rivayetleri de almıştır. Eserinin adı Peygamberler ve Hükümdarlardır. Verdiği bilgilerin doğruluğu sebebi ile kendinden sonraki bir çok tarihçi tarafından eseri kaynak olmuştur. Arapça olan eseri 1879–1901 yıllarında basılmıştır. Eserin en kıymetli yayını budur.
Eserde verilen bilgilerin önemliliği sebebi ile Taberi’den sonra bir çok tarihçi esere zeyl ler yapmıştır. Böylece eser 11. yüzyıla kadar gelmiştir.963 yılında eser Tercüme-i Taberi adı ile Farça’ya çevrilmiştir. Eserin Halifeler bölümü de İngilizceye tercüme edilmiştir. Gedik Ahmet paşa zamanında Türkçeye tercüme edilen eser Osmanlılar zamanında bir çok defa yayınlanmıştır. Eser Latin harfleri ile günümüzde 3 cilt halinde MEB tarafından nerş edilmşitir.
İdris-i Bitlisi
Akkoyunlulardan Yakub bey’in kâtibi iken Yakub Bey adına yazdığı bir zafername münasebeti ile II. Beyazid’in ilgisini çekmiş ve İstanbul’a davet edilmiştir.1502 yılına İstanbul’a yerleşen İdris-i Bitlisi’ye II. Beyazid bir Osmanlı Tarihi yazma görevi vermiştir. Herş Bihişt adı ile kaleme aldığı eserini Osmanlıların kuruluşundan 1503’e kadar ki dönemi kapsar. Eseri İran tarihçilerini metod alarak sanatlı bir üslüp ile ve Farsça olarak yazmıştır. Yaklaşık 8 bin beyitten oluşan ksideler ve rubailer ile eseri süslemiştir. Dili çok ağır olmasına rağmen Osmanlı tarihinde yeni bir çığır açmış ve Hoca Saadettin ile Gelibolulu Ali ilk takipçileri olmuşlardır. Eserde İranlılara fazla müsamaha gösterilmesi münasebeti ile Osmanlı Saray muhitinde tenkid edilmiş hatta bu sebeple Bitlisi’ye vaad edilen meblağ ödenmemiştir.
İdris-i bitlisi Eserini 2 defa kaleme almıştır.
I. Mahmud’un emri ile 1733-34 Vanlı Abdulbaki Sadi efendi tarafından biraz kısaltılarak 2 cilt halinde Türkçeye tercüme edilmiştir..
Şükrü Akkaya 1931 yılında doktora tezi olarak eseri Türçeye çevirmiştir. İdris-i bitlisi eserinde kaynak göstermeyip bazılarını ima eder. Günümüze ulaşmayan bazı tarih kaynaklarının yanı sıra Nevi, Ruhi, Turun bey’i kaynak olarak kullanmıştır. Bitlisinin Orta ve doğu anadoluya dair verdiği bilgiler orjinaldır. Ayrıca Osmanlı saray ve hükümetini ayrı bir başlık altında inceleyen ilk tarihçidir.
Bitlisinin Yavus Sultan Selim’in hayatını anlattığı Selimname adlı bir eseri daha vardır.
Tursun Bey
İstanbul’un Fethinde bulunmuş fetihten sonra İstanbul mukataasının yazılması işini titizlikle yapması münasebeti ile padişahîn ilgisini çekmiş ve bu tarihten sonra padişahın mahiyetinde bulunmuştur. Fatih ve Mahmut paşa ile bazı seferlere katılmış sefere katılmadığı zamanlarda defterdarlık görevinde bulunmuştur.
II. Beyazid döneminde emekliye ayrılmış ve bu sırada 1490–95 Tarih-i Ebul Feth adlı eserine kaleme almıştır. Eseri Fatih devlerinde elde ettiği nimetlere şükran borcunu ödemek için kaleme almıştır. Eserin yazılış sebebini belirtiği önsözden sonra saltanat müessesinden ve padişahların sahip olması gereken ahlaki vasıflardan bahseden bir giriş bölümü yazmıştır. Asıl tarih bölümüne geçmeden önce II Murat’ın tahtı oğluna terk edişi ve tekrar tahta çıkışı olayı ile II Beyazid döneminin ilk 7 yılını yazmıştır. Daha sonra Fatih dönemini ve 1490 yılına kadar ki II. Beyazid devrini canlı örneklerle tasfir etmiştir.Diğer kaynaklarda bulunmayan bir çok önemli bilgiyi ihtiva eden eserde coğrafi tasfirlerde yapmıştır.Eserinde tecrübelerinin ve bizzat içinde bulunduğu olayları aktarmış, şahit olmadıklarını yazmaktan kaçınmıştır.Başarısızlıkları yazmaya gönlü razı olmamıştır.
Bu eser ibn-i kemalim 7. defterinin kaynaklarındandır. Eserim 3 defa yayını yapılmıştır.1. yayını TOEM tarafından yapılmış 2. yayını Mertol tulum tarafından 1977 yılında yapılmıştır.3. yayını amerikada Ayasofya kütüphanesindeki kopyasının tıpkıbasımıdır. Bu yayına Halil inalcık ön söz yazmıştır.
İbnü’l Esir
Ortaçağ’ın en büyük tarihçisi olan Esir’in asıl adı izzettin olup Cizrelidir.Taberiden bazı üstün yönleri bulunan esir olayların karşılaştırılmasında hakem rolü üstlenmiştir.El Kamil Fi’t Tarih adlı eserinde mübalağa ve hissi yön yoktur.Klasik bir üslüp ile yazılmış olan eseri 1230 yılına kadar gelmektedir.Eserin başında taberinin özeti bulunmaktadır.Taberiden sonra istifade ettiği kaynaklar günümüze ulaşmadığı için Eser 1. elden kaynak sayılmaktadır.Orjinal olan bu eser kendinden sonra gelen tarihçilere tarafından da kaynak olarak kullanılmıştır.1851-1876 yılları arasında Lieden ‘de 13 cilt halinde yayınlanmıştır.Mısırda da birkaç defa yayınlanan eser Türkiyyede bahar yayın evi tarafından Türkçeye Tercüme edilerek basılmıştır.
Ortaçağ’ın en büyük tarihçisi olan Esir’in asıl adı izzettin olup Cizrelidir.Taberiden bazı üstün yönleri bulunan esir olayların karşılaştırılmasında hakem rolü üstlenmiştir.El Kamil Fi’t Tarih adlı eserinde mübalağa ve hissi yön yoktur.Klasik bir üslüp ile yazılmış olan eseri 1230 yılına kadar gelmektedir.Eserin başında taberinin özeti bulunmaktadır.Taberiden sonra istifade ettiği kaynaklar günümüze ulaşmadığı için Eser 1. elden kaynak sayılmaktadır.Orjinal olan bu eser kendinden sonra gelen tarihçilere tarafından da kaynak olarak kullanılmıştır.1851-1876 yılları arasında Lieden ‘de 13 cilt halinde yayınlanmıştır.Mısırda da birkaç defa yayınlanan eser Türkiyyede bahar yayın evi tarafından Türkçeye Tercüme edilerek basılmıştır.
Joseph Von Hammer.
Avusturyalı olup 10 ciltlik bir Osmanlı Tarihi yazmıştır.Osmanlı devletinin kuruluşundan 1774 yılına kadar gelen eser 1827-1834 yıllarında yayınlanmıştır.Hammerin sağlığında Fransızcaya tercüme edilen eseri 1911 yılında Mehmet Atabey Türkçeye tercüme etmeye ve basmaya başlamış bu basım ancak 1947 yılında tamamlanmıştır.Eseri kaleme alırken Avrupa arşivlerinden yararlanması esere önem katmıştır.Avrupa kaynaklarının yanında dönemim Osmanlı kaynaklarında da istifade etmiştir.Eserde şahsi görüşleri yer almakla beraber eser Osmanlı siyasi tarihi açısından önemini korumaktadır.
Osmanlı Şiir Tarihi, teşkilatı, Altın ordu ve Kırım tarihi ile ilgili eserlerinin yanında Türkiyede Tercümanlık yaparkenki gezilerinde kaleme almış oldukları de kitaplar haline basılmıştır…
Avusturyalı olup 10 ciltlik bir Osmanlı Tarihi yazmıştır.Osmanlı devletinin kuruluşundan 1774 yılına kadar gelen eser 1827-1834 yıllarında yayınlanmıştır.Hammerin sağlığında Fransızcaya tercüme edilen eseri 1911 yılında Mehmet Atabey Türkçeye tercüme etmeye ve basmaya başlamış bu basım ancak 1947 yılında tamamlanmıştır.Eseri kaleme alırken Avrupa arşivlerinden yararlanması esere önem katmıştır.Avrupa kaynaklarının yanında dönemim Osmanlı kaynaklarında da istifade etmiştir.Eserde şahsi görüşleri yer almakla beraber eser Osmanlı siyasi tarihi açısından önemini korumaktadır.
Osmanlı Şiir Tarihi, teşkilatı, Altın ordu ve Kırım tarihi ile ilgili eserlerinin yanında Türkiyede Tercümanlık yaparkenki gezilerinde kaleme almış oldukları de kitaplar haline basılmıştır…
Aşıkpaşazade
II. Murat ile birlikte seferlere katılmış hacca gitmiş İstanbul’un fethinde bulunmuş 1478’de İşkodra seferine katılmıştır.Tevarih-i Ali Osman adı ile Osmanlı tarihi kitabı kaleme almıştır.Orhan gazinin imamı yahşi fakih’in evinde kalmış Yıldırım Beyazid devri sonlarına kadar ki kısmı burada bulduğu bir vekainameden yazmıştır.1420 yılına kadar ki bölümü anonim eserlerden yazmıştır.1420 tarihinden sonra yazdıkları kendi bilgi ve gözlemlerine dayandığı için önemlidir.Ancak eser muhteva ve dil bakımından anonimlerle benzeşmektedir.Eserde manzum kısımlar çok acemicedir ve büyük bir kısmı Ahmedinin eserinden alınmadır.
Eser ilk olarak 1914 yılında tarafından yayınlanmıştır.
1929 yılında Giese leipzide eseri yayınlamıştır.
Nihal Atsız Osmanlı Tarihleri serisi içerisinde eseri yayınlamıştır.Eserin ilk ciddi yayını budur.
II. Murat ile birlikte seferlere katılmış hacca gitmiş İstanbul’un fethinde bulunmuş 1478’de İşkodra seferine katılmıştır.Tevarih-i Ali Osman adı ile Osmanlı tarihi kitabı kaleme almıştır.Orhan gazinin imamı yahşi fakih’in evinde kalmış Yıldırım Beyazid devri sonlarına kadar ki kısmı burada bulduğu bir vekainameden yazmıştır.1420 yılına kadar ki bölümü anonim eserlerden yazmıştır.1420 tarihinden sonra yazdıkları kendi bilgi ve gözlemlerine dayandığı için önemlidir.Ancak eser muhteva ve dil bakımından anonimlerle benzeşmektedir.Eserde manzum kısımlar çok acemicedir ve büyük bir kısmı Ahmedinin eserinden alınmadır.
Eser ilk olarak 1914 yılında tarafından yayınlanmıştır.
1929 yılında Giese leipzide eseri yayınlamıştır.
Nihal Atsız Osmanlı Tarihleri serisi içerisinde eseri yayınlamıştır.Eserin ilk ciddi yayını budur.
İbn. Haldun
İslam tarihinin ilmi, fikri, dini bakımdan en büyük müteneffirlerindendir. Sosyolojinin kurucusu olup diplomatlık ve devlet adamlığı görevinde bulunmuştur.Tarih, Felsefe, Mantık, Edebiyat üzerine eserleri vardır.Tarihçileri ilgilendiren tarih ile ilgili eserleri ve Tarih felsefesi ile ilgili olanlardır.Tarih ile ilgili eseri Ünvanü’l iber’dir.3 kısımdan oluşan bu eserin 1. kısımı ile Haldun şöhreti yakalamıştır.Mukaddeme adındaki bu 1. bölümde bilgi, tevriye istilaların sebepler decvletlerin yükseliş ve çöküş nedenleri gibi çeşitli konuşlar üzerinde durmuştur.Düşüncesine açıklarken çeşitli tarihi vesikalar ortaya koymuştur.Teorisini deliller ve olaylar ile güçlendirmeye çalışmıştır.
2. bölümde Araplar ve Araplar ile komşu olan devletlerin tarihlerinden bahs etmektedir.
3. bölümde berberiler ve kuzey afrikada hüküm sürmüş Müslüman devletlerin tarihlerinden bahsetmektedir.Eserin en orijinal kısmı bu bölümdür.Çünkü Haldun zamanına kadar berberiler hakkında herhangibir eser kaleme alınmamıştır.
Haldundan ilk istifade eden Türk alimler olmuştur.Batılı olarak ilk istifade eden ise Hammerdir.Hammer istanbulda bulunduğu süre zarfında hammer hakkında derlediği bilgileri 1822 yılında viyanada makale şeklinde yayınlamıştır.Mukaddime bir çok dile çevrilmiştir.18. asırda pirizade tarafından bir kısmı Türkçeye tercüme edilmiştir.19 asırda kalan kısımları Cevdet ve Suphi paşalar Türkçeye aktarmıştır.Zakir Kadir Ugan tarafından 1954 yılında Türkçeye tercüme edilmiş 3 cild halinde meb’ce yayınlanmıştır.Süleyman Uludağ tarafından da 1984 yılında tercüme edilerek 2 cild halinde yayınlanmıştır..
İslam tarihinin ilmi, fikri, dini bakımdan en büyük müteneffirlerindendir. Sosyolojinin kurucusu olup diplomatlık ve devlet adamlığı görevinde bulunmuştur.Tarih, Felsefe, Mantık, Edebiyat üzerine eserleri vardır.Tarihçileri ilgilendiren tarih ile ilgili eserleri ve Tarih felsefesi ile ilgili olanlardır.Tarih ile ilgili eseri Ünvanü’l iber’dir.3 kısımdan oluşan bu eserin 1. kısımı ile Haldun şöhreti yakalamıştır.Mukaddeme adındaki bu 1. bölümde bilgi, tevriye istilaların sebepler decvletlerin yükseliş ve çöküş nedenleri gibi çeşitli konuşlar üzerinde durmuştur.Düşüncesine açıklarken çeşitli tarihi vesikalar ortaya koymuştur.Teorisini deliller ve olaylar ile güçlendirmeye çalışmıştır.
2. bölümde Araplar ve Araplar ile komşu olan devletlerin tarihlerinden bahs etmektedir.
3. bölümde berberiler ve kuzey afrikada hüküm sürmüş Müslüman devletlerin tarihlerinden bahsetmektedir.Eserin en orijinal kısmı bu bölümdür.Çünkü Haldun zamanına kadar berberiler hakkında herhangibir eser kaleme alınmamıştır.
Haldundan ilk istifade eden Türk alimler olmuştur.Batılı olarak ilk istifade eden ise Hammerdir.Hammer istanbulda bulunduğu süre zarfında hammer hakkında derlediği bilgileri 1822 yılında viyanada makale şeklinde yayınlamıştır.Mukaddime bir çok dile çevrilmiştir.18. asırda pirizade tarafından bir kısmı Türkçeye tercüme edilmiştir.19 asırda kalan kısımları Cevdet ve Suphi paşalar Türkçeye aktarmıştır.Zakir Kadir Ugan tarafından 1954 yılında Türkçeye tercüme edilmiş 3 cild halinde meb’ce yayınlanmıştır.Süleyman Uludağ tarafından da 1984 yılında tercüme edilerek 2 cild halinde yayınlanmıştır..
Ahmet Resmi Efendi – Halifetül Rüeasa:
Osmanlı devletinde görev yapan (1747) reisül küttabların hayatlarının anlatıkldığı bu eser 1853 yılında basılmıştır.1993 yılında Mücteba ilgirel tarafından giriş ve index ilave edilerek tıpkıbasım yolu ile tekrar neşr edilmiştir.
Resmi efendim Darussade ağalarının hayatlarını anlattığı, Haniletü’l kübera adlı bir eseri daha vardır.Bu eser Ahmet nezihi Turan tarafından 2000 yılında günümüzceye çevrilerek yayınlanmıştır.
Osmanlı devletinde görev yapan (1747) reisül küttabların hayatlarının anlatıkldığı bu eser 1853 yılında basılmıştır.1993 yılında Mücteba ilgirel tarafından giriş ve index ilave edilerek tıpkıbasım yolu ile tekrar neşr edilmiştir.
Resmi efendim Darussade ağalarının hayatlarını anlattığı, Haniletü’l kübera adlı bir eseri daha vardır.Bu eser Ahmet nezihi Turan tarafından 2000 yılında günümüzceye çevrilerek yayınlanmıştır.
Taşköprüzade isamüddin Ahmed Efendi – Şakayık-ı Numaniye fi Ulema-i Devlet-i Osmaniye:
Taşköprülü pek çok alim yetiştiren bir aileye mensuptur. Kadılık ve müderrislik görevinde bulunan Ahmed efendi, son olarak bursa ve istabbul kadılıklarında bulunmuştur. Gözlerinin kör olması üzerine emekliye ayrılmış, ve çok önemli eserini bu dönemde yazmıştır. Tarihçileri ilgilendiren en önemli eseri, Şakayık-ı numaniyedir.Bu eser 10 tabakadan oluşmaktadadır.Yani her padişah dönemine 1 tabaka ayırarak Osman gazi döneminden kanuniye kadar yaşamış olan şair ve şeyhlerin hayat hikayeleri bu eserde yer almaktadır.
Arapça olan bu eser, Ahmet Suphi Furat tarafından edisyon kritik yolu ile 1984 yılında yayınlanmıştır.
Bu eser ilim çevrelerinin dikkatini çekmiş, pek çok kişi tarafından Türkçeye tercüme edilmiştir.Bu tercümeler içerisinden en meşhuru Edirneli Mahmud Mecdi efendinin tercümesidir.Mecdi tercüme ederken esere bazı ilaveler ve değişiklikler yapmıştır.
Mecdinin tercümesi, bu esere daha sonra yapılan zeyllere model olmuştur.
Mecdinin tercümesi Hadaik’ş Şakaik adını taşımakta olup 1853 yılında yayınlanmıştır.17. asr’da Nevizade Atâi Hadaik’l hakayık adı ile bir zeyl yapmıştır.Bu zeyl 1852 yılında yayımlanmıştır.
Atainin zeyline şeyhi Mehmed Efendi Mekayi-i fudala adlı bir eser zeyl yapmıştır. Şeyhinin zeyline Fındıklılı ismet efendi Tekmiletü’ş şakaşk adı ile bir zeyl yapmıştır.
Mecdinin tercümesi, Atai, şeyhi ve fındıklılık ismet efendinin zeylleri abdulkadir Özcan tarafından index ilave edilerek tıpkıbasım şeklinde 1989 yılında 5 cild olarak basılmıştır.
Sadık albayrak tarafından kaleme alınan son devir Osmanlı uleması adlı 5 cildlik eser’de Şakaik zeylleri arasıbda sayılabilir.
Taşköprülü pek çok alim yetiştiren bir aileye mensuptur. Kadılık ve müderrislik görevinde bulunan Ahmed efendi, son olarak bursa ve istabbul kadılıklarında bulunmuştur. Gözlerinin kör olması üzerine emekliye ayrılmış, ve çok önemli eserini bu dönemde yazmıştır. Tarihçileri ilgilendiren en önemli eseri, Şakayık-ı numaniyedir.Bu eser 10 tabakadan oluşmaktadadır.Yani her padişah dönemine 1 tabaka ayırarak Osman gazi döneminden kanuniye kadar yaşamış olan şair ve şeyhlerin hayat hikayeleri bu eserde yer almaktadır.
Arapça olan bu eser, Ahmet Suphi Furat tarafından edisyon kritik yolu ile 1984 yılında yayınlanmıştır.
Bu eser ilim çevrelerinin dikkatini çekmiş, pek çok kişi tarafından Türkçeye tercüme edilmiştir.Bu tercümeler içerisinden en meşhuru Edirneli Mahmud Mecdi efendinin tercümesidir.Mecdi tercüme ederken esere bazı ilaveler ve değişiklikler yapmıştır.
Mecdinin tercümesi, bu esere daha sonra yapılan zeyllere model olmuştur.
Mecdinin tercümesi Hadaik’ş Şakaik adını taşımakta olup 1853 yılında yayınlanmıştır.17. asr’da Nevizade Atâi Hadaik’l hakayık adı ile bir zeyl yapmıştır.Bu zeyl 1852 yılında yayımlanmıştır.
Atainin zeyline şeyhi Mehmed Efendi Mekayi-i fudala adlı bir eser zeyl yapmıştır. Şeyhinin zeyline Fındıklılı ismet efendi Tekmiletü’ş şakaşk adı ile bir zeyl yapmıştır.
Mecdinin tercümesi, Atai, şeyhi ve fındıklılık ismet efendinin zeylleri abdulkadir Özcan tarafından index ilave edilerek tıpkıbasım şeklinde 1989 yılında 5 cild olarak basılmıştır.
Sadık albayrak tarafından kaleme alınan son devir Osmanlı uleması adlı 5 cildlik eser’de Şakaik zeylleri arasıbda sayılabilir.
İbnü’l Nedim Kitabü’l Fihrist
Miladi 987 yılında yazılan bu eser, İslam dünyasında bibliyografik eserler türünün ilkidir.Zamanla kaybolmuş pek çok eserin adı, Konusu ve yazar hakkındaki bilgiler bu eser sayesinde günümüze ulaşabilmiştir.
Eser Makale adı taşıyan 10 bölümden meydana gelmektedir.Tarihçiler ve eserleri kitabın 3. bölümünde yer almaktadır.
Eserin bilimsel yayınına 1850 yılında Gustav Flügel tarafından başlanmış onun ölümüyle meslektaşları j. Roadziger, A.Mueller tarafından eksikleri tamamlanarak 1871-72 yıllarında leipzig’de nerş edilmiştir.
Miladi 987 yılında yazılan bu eser, İslam dünyasında bibliyografik eserler türünün ilkidir.Zamanla kaybolmuş pek çok eserin adı, Konusu ve yazar hakkındaki bilgiler bu eser sayesinde günümüze ulaşabilmiştir.
Eser Makale adı taşıyan 10 bölümden meydana gelmektedir.Tarihçiler ve eserleri kitabın 3. bölümünde yer almaktadır.
Eserin bilimsel yayınına 1850 yılında Gustav Flügel tarafından başlanmış onun ölümüyle meslektaşları j. Roadziger, A.Mueller tarafından eksikleri tamamlanarak 1871-72 yıllarında leipzig’de nerş edilmiştir.
Katip Çelebi Keşfu’z zunûn
Tam anlamıyla bibliyografik bir eserdir.Katip çelebi islamın tevellüdünden kendi zamanına kadar (17.yy.) yazılmış eserlerin yazarlarından ve içeriklerinden bahsetmektedir.Eserde 10 bin yazar ve 15 bin eser yer alır.Osmanlı Müeelifleri yanında Arap yazarlarında bahsedilmesi Esere genel bir bibliyografik eser hüviyeti katmıştır.
Gustav Flugel tarafından Latinceye tercüme edilmiş 1853-1858 yıllarından liepzig’de 7 Cilt olarak yayınlanmıştır. Türkiyede ise Şerafettin yaltkaya ve Kilisli Rıfat Bilge tarafından 1941-43 yıllarında MEB yayınları arasında 2 cilt olarak basılmıştır.
Keşfu’z zûnun kendinden sonra gelen yazarlarca encok zeyl’i yapılan eserlerdendir. Hanifzade Ahmet tarihinin zeyl’i olan Asar-ı Nev Gustav Fülügel tarafından latinceey tercüme edilerek yayınlanmıştır.
En önemli zeyllerden birisi olan Bağdatlı ismail’in zeyl’i MEB tarafından yayınlanmıştır.
Tam anlamıyla bibliyografik bir eserdir.Katip çelebi islamın tevellüdünden kendi zamanına kadar (17.yy.) yazılmış eserlerin yazarlarından ve içeriklerinden bahsetmektedir.Eserde 10 bin yazar ve 15 bin eser yer alır.Osmanlı Müeelifleri yanında Arap yazarlarında bahsedilmesi Esere genel bir bibliyografik eser hüviyeti katmıştır.
Gustav Flugel tarafından Latinceye tercüme edilmiş 1853-1858 yıllarından liepzig’de 7 Cilt olarak yayınlanmıştır. Türkiyede ise Şerafettin yaltkaya ve Kilisli Rıfat Bilge tarafından 1941-43 yıllarında MEB yayınları arasında 2 cilt olarak basılmıştır.
Keşfu’z zûnun kendinden sonra gelen yazarlarca encok zeyl’i yapılan eserlerdendir. Hanifzade Ahmet tarihinin zeyl’i olan Asar-ı Nev Gustav Fülügel tarafından latinceey tercüme edilerek yayınlanmıştır.
En önemli zeyllerden birisi olan Bağdatlı ismail’in zeyl’i MEB tarafından yayınlanmıştır.
Enver Koray Türkiye Tarih Yayınları Bibliyografyası:
1729-1984 yılları arasında Türkiyede yayınmanmış eserler (kitap ve makale) bu kitapta yer almaktadır.4 cilt olan bu eserin yayınına 1955 yılında başlanmış ve 1987 yılında tamamlanmıştır.Tarihle ilgili olmayan eserlerde yer verilmiş olmakla berber tarih araştırmacısı için vazgeçilmez bibliyografya eserlerindendir.
1729-1984 yılları arasında Türkiyede yayınmanmış eserler (kitap ve makale) bu kitapta yer almaktadır.4 cilt olan bu eserin yayınına 1955 yılında başlanmış ve 1987 yılında tamamlanmıştır.Tarihle ilgili olmayan eserlerde yer verilmiş olmakla berber tarih araştırmacısı için vazgeçilmez bibliyografya eserlerindendir.
ranz Babinger Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri
Eserin Almancası 1977 yılında yayımlanmıştır.1982 yılında coşkun üçok tarafından Türkçeye tercüme edilere kültür bakanlığı tarafından nerş edilmiştir.1992 yılında tıpkıbasım yoluyla tekrar nerş edilmiştir.
Osmanlı tarih ile ilgili eser yazmış tarihçilerin hayatı hakkında bilgiden sonra eserleri tanıtılmaktadır. Eserlerin hangi kütüphanede olduğunu vermesi bakımından önemlidir.
Eserin Almancası 1977 yılında yayımlanmıştır.1982 yılında coşkun üçok tarafından Türkçeye tercüme edilere kültür bakanlığı tarafından nerş edilmiştir.1992 yılında tıpkıbasım yoluyla tekrar nerş edilmiştir.
Osmanlı tarih ile ilgili eser yazmış tarihçilerin hayatı hakkında bilgiden sonra eserleri tanıtılmaktadır. Eserlerin hangi kütüphanede olduğunu vermesi bakımından önemlidir.
Bursalı Mehmet Tahir-Osmanlı Müellifleri:
Osmanlı Döneminde yetişen ve eser kaleme almış olan, Tarihçi, Coğrafyacı, Matematikçi, Şair ve tabiblerin hayatları ve eserleri hakkında bilgi veren bu eser 3 cilddir. Tarihçiler eserin 3. cildinde yer almaktadır.ilk basımı 1915-1925 yıllarında tamamlanan bu eser 1971 yılında Almanyada tıpkıbasım yolu ile tekrar neşr edilmiştir.
2000 yılında 3 cildi bir arada olmak üzere tekrar tıpkıbasımı yapılmıştır.
Ahmet Remzi Akyürek tarafından eser ve yazar index’i hazırlanmış olup ayrı bir kitap halinde yayınlanmıitır.
Osmanlı Döneminde yetişen ve eser kaleme almış olan, Tarihçi, Coğrafyacı, Matematikçi, Şair ve tabiblerin hayatları ve eserleri hakkında bilgi veren bu eser 3 cilddir. Tarihçiler eserin 3. cildinde yer almaktadır.ilk basımı 1915-1925 yıllarında tamamlanan bu eser 1971 yılında Almanyada tıpkıbasım yolu ile tekrar neşr edilmiştir.
2000 yılında 3 cildi bir arada olmak üzere tekrar tıpkıbasımı yapılmıştır.
Ahmet Remzi Akyürek tarafından eser ve yazar index’i hazırlanmış olup ayrı bir kitap halinde yayınlanmıitır.
Osmanzade Taib- Hadikatül vüzerâ :
Osmanlı veziriazamlarının hayatlarını ele alan bu eser, ilk veziriazam olan Orhan gazinin kardeşi Alaaddin paşadan 18 asrın başında görev yapan sadrıazam rami Mehmed paşa’ya kadar gelir. Daha sonra esere yapılan zeyl ile Alemdar Mustafa Paşaya kadar gelmiştir.Bu kısım (h) 1206 yılında yayınlanmıştır.
Bir başka zeyl olan Ahmet Rıfat’ın Verdü’ül hadaik adlı eseri Yusuf Kamil paşaya kadar olan sadrazamanları içerir. Bu zeyl (h) 1208 yılında İstanbul’da basılmıştır. Daha sonra bu eser 1969–1970 yıllarında Freiburg’da tıpkıbasım olarak yeniden basılmıştır.
İbn’ül emin Mahmut Kemal İnal Tarafından yazılan Osmanlı devletinde sadrazamanlar, Mehmet Zeki Pakalın tarafından kaleme alınan Son Sadrıazamlar ve başvekiller eserlerinde vezirlerin biyografileri tamamlanmaya çalışılmıştır.
Osmanlı veziriazamlarının hayatlarını ele alan bu eser, ilk veziriazam olan Orhan gazinin kardeşi Alaaddin paşadan 18 asrın başında görev yapan sadrıazam rami Mehmed paşa’ya kadar gelir. Daha sonra esere yapılan zeyl ile Alemdar Mustafa Paşaya kadar gelmiştir.Bu kısım (h) 1206 yılında yayınlanmıştır.
Bir başka zeyl olan Ahmet Rıfat’ın Verdü’ül hadaik adlı eseri Yusuf Kamil paşaya kadar olan sadrazamanları içerir. Bu zeyl (h) 1208 yılında İstanbul’da basılmıştır. Daha sonra bu eser 1969–1970 yıllarında Freiburg’da tıpkıbasım olarak yeniden basılmıştır.
İbn’ül emin Mahmut Kemal İnal Tarafından yazılan Osmanlı devletinde sadrazamanlar, Mehmet Zeki Pakalın tarafından kaleme alınan Son Sadrıazamlar ve başvekiller eserlerinde vezirlerin biyografileri tamamlanmaya çalışılmıştır.
Müstakimzade Süleyman Saadetti- Devhatul Meşayıh:
Osmanlı devletinde şeyhulislamlık makamında bulunan kişilerin hayatlarının anlatıldığı bu eser 1978 yılında Ziya Kazıcı tarafından tıpkı basım yolu ile yayınlanmıştır.Esere çeşitli Zeyler yapılarak 100’den fazla şeyhulislam hayatı kayd edilmiştir.
Osmanlı devletinde şeyhulislamlık makamında bulunan kişilerin hayatlarının anlatıldığı bu eser 1978 yılında Ziya Kazıcı tarafından tıpkı basım yolu ile yayınlanmıştır.Esere çeşitli Zeyler yapılarak 100’den fazla şeyhulislam hayatı kayd edilmiştir.
Behiştî Ahmed Sinan Çelebi
— Ö.917/1511–12[?]—
— Ö.917/1511–12[?]—
Sultan II. Beyazid devri devlet adamı ve şairlerinden olup Behişti mahlası ile şiir yazdığı bilinen 4 şairden biridir.
Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemesine rağmen V.L. Ménage 1466–67 (H–871) olduğunu kaydetmektedir. Kaynakların çoğu asıl adının Sinan olduğunu belirtmekteyse de, II. Beyazid devrine ait bir in’âmat defterinde, ayrıca Sehi Bey ve Riyaziye göre asıl adı Ahmed’dir. Bazı kaynaklar babasının, İstanbul’un fethinden sonra gösterdiği yararlılıktan dolayı, Fatih tarafından İstanbul subaşılığına getirilen Karıştıran Süleyman Bey olduğunu ifade ederken, Bursalı Mehmet Tahir babasının Tursun Bey’in kayınbiraderi olduğunu yazmaktadır. Bir kısım kaynaklar ise babasının Çorlu yakınlarındaki karıştıran köyünden olduğunu,Yönetim bölünmesinin bu günkü durumuna bakılarak Lüleburgazlı sayıldığını ileri sürmektedir. Ancak bu husus isim benzerliğinden veya Behiştî’nin, tarihinde babasından bahsederken, onun Vize beyliği yaptığını bahsetmesinden kaynaklanmaktadır. Aslında karıştıran bir lakap veya aile ismidir.
Behiştî ilk öğretimini Edirne’de yaptı. Küçük yaşta babasını kaybetmesi münasebeti ile saraya intisab ederek II. Beyazid tarafından yetiştirildi.Sonra da sancak beyliğine tayin edildi. Önemsiz bir meseleden dolayı saray ile arası açılıp, Sehi Bey’în bildirdiğine göre Herat’a Hüseyin Bayrakara’nın yanına kaçtı. Orada Ali Şîr Nevâvi ve Molla Cami ile tanışıp sohbetlerinde bulundu.
Bir müddet sonra Hüseyin Baykara’nın Behiştî’nin affedilmesi için bir elçi ve beraberinde çeşitli hediyeler göndermesi, bazı şair ve âlimlerinde mektuplar yollayarak, II. Beyazid nezdinde yaptığı teşebbüsler sonuç verdi. Kendisinin de Sultan’a takdim ettiği “Kerem” redifli kasidesinin tesiri ile affedildi. Mansıbı geri verilerek liva amirliğine kadar yükseldi.
Behiştî Çelebinin vefat tarihi ihtilaflı olsa da adı geçen in’âmat defterinde Behiştîye 1503 (h–909) de padişah tarafından inâmda bulunulduğu bildirilmektedir. Dolayısı ile bu zamandan önce verilen vefat tarihleri doğru olmasa gerektir. Franz Babinger vefatını 1520, hakkında ansiklopedik bir madde yazan Hasan Aksoy ise 1511–12 olarak vermiştir. Ménage onun tarihini, II. Beyazid devri sonlarında tamamladığını belirterek, muhtemelen 1512’de vefat ettiğini ileri sürmektedir. Ancak hemen hemen bütün kaynaklar XVI. asrın başlarında vefat ettiğinde birleşmektedir. İstanbul Kütüphaneleri Türkçe hamseler katalogunda, vefat tarihi olarak gösterilen 1569 (h–977) ise doğru değildir.
Behiştî tezkirelerinin hemen hemen ittifakla bildirdiklerine göre, muhtemelen Ali Şîr Nevâi’den ilham alarak, divân edebiyatında ilk olarak hamse tertip eden şairdir. Nazire mecmuasına alınan gazelleri, şairlikteki ustalığını ve şiirlerinin kalitesini gösterecek vasıftadır. Bazı gazellerinde Çağatay ve Azeri lehçesine has bir takım söyleyişlere de yer vermiştir. Ali Şîr Nevâi ve Hüseyin Baykara ile temaslarda bulunduğundan, Herat ve civarındaki ilmi ve edebi çevrelerden istifade etmiş, bu durum İstanbul’a geldikten sonra kaleme aldığı eserlerine de ask etmiştir.
Eserleri;
Divan Edebiyatındaki ilk hamseyi düzenleyen Behiştînin hamsesinde yer aldığı belirtilen mesneviler şunlardır. Vâmuk u Azra, Yûsuf ve Züleyha, Hüsn ü Nigar, Süheyl ü Nevbahar, Leyla vü Mecnûn. Bunlardan yalnız bu gün Leyla vü Mecnun elde mevcuttur. Behiştî bu eseri İstanbul’da tamamlamış ve eski itibarını elde etmek gayesi ile II. Beyazid’e takdim etmiştir.22 bölümden meydana gelen mesnevisi 1195 beyittir. Bir nüshası İstanbul Üniversitesi kütüphanesinde mevcuttur.(Ty.nr. 5591) Sehi Bey’in tezkiresinde Farsça Hamse-i nizamiyi de tercüme ettiği yazılıdır.Ancak bu gün böyle bir eser mevcut değildir. Bazı kaynaklarda “ bu Behiştî’nin kendi hamsesi olmalıdır “ denilmektedir.
Tarih-i Bihişti veya Tevârih-i Âli Osman adı ile anılan Osmanoğlulları tarihi, Behiştî’nin bir diğer eseridir.1389–1502 arasını manzum olarak anlatan, Osman gaziden başlayarak II. Beyazid’e kadar gelen padişahların, tek tek ele alındığı eser, sekiz bölümden müteşekkildir. Eserin ilk 3 bölümü ile sondaki bölümü eksiktir.Bunlardan II. Beyazid’e ayrılan bölümde, padişah ile Cem Sultan arasındaki mücadele ele alınmakta ve daha sonra II. Beyazid devrinin diğer olayları anlatılmaktadır. Eserin “ Muharebe-i Beyazid ve Şehzade Cem“ adını taşıyan bölümü Babinger tarafına ayrı bir eser olarak kabul edilmiştir. Eserin bu bölümü (Veka-i nâme-i Behiştî ) adı ile Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi (Revan. nr. 1270 ) ile British museum’da (Add 7869) bulunmaktadır. Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi’nde [C.III s142] A. Moser tarafından Chronik ( Tarih-i Behiştî ) adı ile yayımlandığı hakkında bir not görülmektedir.
Behiştî tarihini Neşri’nin eserini esas alarak meydana getirmiştir. Tarihçiler Behiştî’nin eserinin, Neşrî tarihinin edebi bir üslupla kaleme alınmış şekli olduğunda birleşmektedir. Ménage ise İdris-i Bitlisi’nin Heşt Bihişt’ini takib ettiği ve o derece önemli bir kaynak olmadığını belirtir. Eserin II. Mehmed’in vefatına kadar olan kısmı üzerinde Kazım Dilcimen tarafından bir mezuniyet tezi hazırlanmıştır.
Bunların dışında Behiştî’nin bir divanından bahis edilmekte ise de, eser bu güne kadar ele geçmiş değildir..
Kalıcı Bağlantı | Yorum (0) | Yorum yaz


